1 Haziran 2011 Çarşamba

ELLERİN

e.min 10. bölüm alıntıdır.

Tuhaf olan ben miyim... yoksa parmağına geçirdiğin şu saçma sapan şey mi” dediği anda herşey biraz daha anlamlanıyor... ama anlamazlığa geliyor. Birşey geçirmedi ki parmağına... başka derdi yok mu, Demir neden bahsediyor? Yok kesinlikle... Demir’in bütün derdi bir ufacık halka şu anda. Onu belinden kavrayıp kaçırmış... eline uzanıp eldivenini çıkarmaktan mı çekinecek Demir... vazgeçip nazikce istemekten, uzanıyor bir anda örgülerin arasına sığınmış parmaklarına... Ama direniyor Asi hala, çekiyor elini geri... “Ne yapıyorsun” derken... onu izliyor... bizimde gördüğümüzü görüyor olmalı orada... “Çıkar şunu!” diyen Demir’in kararlılığında... çıkarıyor eldivenlerini tek tek Asi... Tersyüz olan parmaksız eldivenler avuçlarında topak topak daha... soruyor... “Al bakalım... Oldu mu?”... Demir “Oldu!” derken dünyalar geri geliyor gibi ona. Asi kimsenin yüzüğünü takmamış... onun hala. Biliyordu zaten... biliyordu... neden endişelendi ki. Şimdi artık süklüm püklüm, özür dileme zamanı. Kabalık etti... ama görmese olmazdı.

usayken







ELLERİN

Ellerindi ellerimden tutan
Ellerimdi ellerinden tutan...
Bıraktığı anda ellerimiz ellerimizi
Gökyüzüne vuracaktı gölgeleri ellerimizin
Kimbilir kaç martılar halinde...

Bir masada karşı karşıya
Seyrederken dudaklarını senin,
Dile gelmiş ilk Türkçeydik...
Henüz başlamış külrengi bahar,
Ne savaş, ne barıştık biz...

Bu dünyaya yeni gelmiş bir diyar
Manolyaya gece konmuş kumrular...

Can Yücel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme