20 Mart 2011 Pazar

ÇAKIL


e.min 13.bölüm alıntıdır.

Demir... odadaki tek döşeğe oturmuş yanlıca .... sırtını dayamış, başı rahatça yaslanmış arkaya... gözleri açık, oysa hayal görüyor o da... bazen dalar böyle, olmaz yanımızda... çok uzaklardadır o anda... Keşfetmiş gibi ışınlanmayı zamanda... ileri... geri... ve arzulanana. Demir söz konusu olunca gözleri söylüyor yine ne söylüyorsa... dalmışlık bir kademe daha derine kayıyor aniden... sadece görmüyor, sırılsıklam ıslanıyor artık kopup gittiği o çayırlıkta.

Yağmuru çocukluğundan beri sever ama Asi’ye yağarken o yağmur değiştirir her şeyi. Demir yağar olanca bereketiyle, uçsuz buçaksız o verimli yüreğe... o daha dokunamadığı saçlara... o karışamadığı toprağa... Sırılsıklam sevdiği baştan aşağıya. Akıp giderken Demir üzerinden, sessizce sevişir utangaç sevgilisi yağmurla... alamaz Demir ondan kendini... gözlerini... Sırf o mu durultur sanki Asi’yi... ya bu tecrubesiz kızın ona ettikleri... Ahdını tutacak, sırılsıklam kuşatacak bir gün güneşini... Bu nasıl bir delilik... Bu nasıl bir sevgi. Sayıklar mıydı yanlız olsa oda... “Asi...”yi...

usayken


ÇAKIL

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar

Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bedri Rahmi Eyüpoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme