19 Şubat 2011 Cumartesi

Eğer

e.min 67.bölüm alıntıdır


Azgın fırtına durulmuş... beklediğimiz kuytulara gelip sokulmuş... kuşlarsa çığlık çığlığa.  Parmaklar temas yorgunu, artık boyunları bulmuş...  Minik esintilerde hala ürpertiyor fırtınası Demir’in...  hatırlatıyor kendini... “gitme” diyor... “biraz daha kal”, fırtına tutkunu sevdiğine. Neden bahane arıyor ki... o da gitmek istemiyor. Göndermiyor Demir... bırakmıyor Asi’yi... titremeleri hala sürüp gidiyorken içlerinde bir yerlerde, uzatmak istiyor birlikteliklerini...


funda



o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,
kalp,göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer…
düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman
meydan savaşlarında korkular aşkı ağır yaralamasaydı eğer…
rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer…
uykusuzluklar yıkıp geçmezdi kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer…
gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden de onlar payını almasaydı eğer…
ıssızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer…

sen gittikten sonra yalnız kalacağım
yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse?

evet sevgili,
kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer…



can yücel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme